Peygamber efendimiz, bu durumu gördükçe üzülüyordu. Kuyuyu satın
alıp, Müslümanlara sebil edecek kimsenin, Cennette karşılığını kat kat
alacağını müjdeliyor, açıkça Cenneti va’dediyorlardı. Bu müjdeyi işiten
Hz. Osman, hemen Yahûdînin yanına varıp, pazarlığa başladı.
Yahûdî, Müslümanların mecbûren bu kuyuyu satın alacaklarını bildiği
için, ödenmesi mümkün olmayan bir fiyat istedi. Bu duruma Hz. Osman çok
üzüldü. Fakat ne yapıp yapıp bu kuyuyu satın alarak Resûlullahı memnun
etmek istiyordu. Yahûdîye dedi ki:
- Senin dediğin fiyatla bu kuyuyu ben satın alamam. Sana bir teklîfim
var. Gel seninle beraber ortaklaşa bu kuyuyu işletelim. Böylece kuyu
elinden çıkmamış olur. Kuyunun yarı hissesini bana sat. Birgün sen,
birgün ben kuyuyu işletelim.
Yahûdî, işin neticesinin nereye varacağını anlayamadı. Teklîf çok
hoşuna gitti. On iki bin dirheme kuyunun yarı hissesini verdi. Kuyunun
başında bir gün Yahûdî, diğer gün Hz. Osman durup, su veriyorlardı.
Yahûdî yine yüksek fiyatla suyu satıyor, Hz. Osman ise bedava olarak
veriyordu. Müslümanlar, sıra Hz. Osman’a geldiği vakit, o günün
ihtiyaçlarını aldıkları gibi, ertesi günün ihtiyaçlarını da doldurup
gidiyorlardı.
Dolayısıyla ertesi gün Yahûdîye gelen olmuyordu.Yahûdî oyuna
geldiğini anladı. Fakat iş işten geçmiş oldu. Sonra gelip, kuyunun diğer
yarısını da aynı fiyatla Hz. Osman’a satmak istedi. Fakat Hz. Osman
kabûl etmedi. Bir müddet sonra tekrar gelip, daha aşağı bir fiyat teklîf
etti. Hz. Osman yine kabûl etmedi. Biliyordu ki, Yahûdî mecbûren bu
kuyuyu satacaktı. Çünkü başka çâresi yoktu. Daha sonra Yahûdinin
ısrârına dayanamıyarak, ucuz bir fiyatla diğer yarısını da satın aldı.
Böylece kuyunun tamamı Müslümanların ihtiyaçları için sebil edildi.
Peygamber efendimiz, bu habere çok sevinip Hz. Osman’a hayır duâ ettiler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder